Aylık Arşiv: Aralık 2010

>Ah şu sınavlar!

>

Sınavlar, sınavlar, sınavlar. Biri biter diğer başlar.(Kafiyeye bak be!) Öteki biter diğeri başlar. Hayatımız boyunca süren sınav maratonu…
Sınavların yaklaşmasıyla birlikte bloga fazla giremeyeceğimi belirtmek isterim (kısa bir süre). Ayrıca dönem ödeviydi, performans ödeviydi carttı curttu durmadan yeni bir şeyler çıkıyor, uğraş dur. (Giremeyeceğim dediysek fazla yazı yazamayacağım, o yani.)
Yarın yeni yıla giriyoruz bakalım (döktürün). Benim yılbaşında PTT üçlüsünden başka yapacağım pek bir şey yok. TRT ses sanatçılarını dinleyip, sınırsız fındık, fıstık, kola. (Kısırda varda annemin inisiyatifine kalmış bir şey.) Daha ne olsun, değil mi? Bir de üstüne canım arkadaşım Kemal gelince daha fazla eğlence, fazla yemek, kumanda gibi haklarım oluyor. Kim ne derse desin yılbaşını seviyorum. Çıkmayacağını bile bile Milli Piyango sonuçlarını beklemek, “seneye görüşürüz, bir sene boyunca hiç uyumadım” gibi iğrenç espriler beni mutlu ediyor.
Sınavlar bittiğinde tekrardan buradayım. Hepinizin yeni yılını kutlar, 2011 yılının kutlu, mutlu, umutlu geçmesi dileğiyle hepinizi kucak dolu sevgilerimle. Seneye görüşürüz ;)

>Aman abi gelme!

>

Koca günün yorgunluğu ile hastaneden çıkıyorum.
Gün bitiyor, Güneş saklanıp yerini karanlığa bırakıyor. Karanlık, soğuk sokakta minibüsün çabuk gelmesi için dua ediyorum. 2-3 dakika sonra minibüs geliyor, eve gitmenin verdiği haz ile mutlu oluyorum.
Her şey yolunda, ilerliyoruz.
Yolcuyu almak için duraklıyoruz. Şoför kapıyı açtığında “Ahhhggg” diye bir ses. Kadının eli sıkıştı. Benim kafa bir milyon, kimi insanlar oturduğu yerden olan bitene bakıyor, kimi sevabına sevap katmak için yardım sırasına geçiyor, şoförse sesin verdiği şoku atlatıp kapıyı kapatıyor.
Kadın inliyor. Canım güzelim insanlar yardım etmek için birbirini ezecekler. (Kadında 2 durak ötede inecekmiş oysa ki, (2 durak sonra mı inecekti yoksa dayanamadı mı bilemiyorum.) yazık oldu. Aslında o kadar da büyütülecek bir şey değil. Kadından çok insanlar panik yapıyor.)
Yaşlı, çok bilmiş, kapalı bir teyze atlıyor;
-Eve gidince maydanoz sür bir şeyciğin kalmaz.
Diğeri lafa atlıyor;
-Olur mu teyze? Soğan lapası yap, sür. Bak bakalım bir şeyciğin kalıyor mu?
Ablalar, abiler, teyzeler bilgilerini yarıştırıyorlar.
Genç lise öğrencisi bir kız dayanamadı atladı;
-Abla Avon’un kremini sür, geçen bana da oldu öyle, geçiverdi.
Ben bütün bu konuşmalar karşısında şaşkın şaşkın bakıyor, birisinin çıkıp “Soğuk su, buz koy” demesini bekliyorum.
Kadının eli fena şişmişti. İnsanlar birbiri ile tartışıyor, kulaktan dolma, kocakarı formülleriyle kendisini haklı çıkartmaya uğraşıyorlardı. Kadın indi. Arkasından 1-2 dakika konuştuktan sonra sesler kesildi. Lan eve gelmişiz. İndim.
Böyle basit durumda bile soğukkanlılığımızı koruyamıyorsak daha vahim durumlarda ne yapacağız? Etrafa mı güveneceğiz? diye söyleniyorum kendi kendime.
Bilinçsiz halk… Niyet iyi, sonuç kötü.

Geçenlerde Levent Kırca’nın bir skecini izlemiştik. Konuyla baya uyumlu oldu. Detaya girmeden buyrun;

>Fizy.com kapatıldı!

>

Kimi günler ne yazsam diye düşündüğüm oluyor, hatta yazacak konu bile bulamıyorum. (bkz. asosyal insan) Fakat bugün yazacak onlarca yazım var diyebilirim. Hepsini bir güne sığdırmayalım, aklıma geldikçe yazarım. Öncelikle bugün haberlere baktığımda dikkatimi çeken bir konu: Fizy Kapatıldı!
MÜ-YAP tarafından telif haklarının çiğnendiği gerekçesiyle savcılığa şikayette bulunulmuş ve bugün Fizy kapalı. Türkiye markası haline gelmiş, Türkiyeyi bırakın yabancı ülkelere (30 dilde) hizmet veren, birçok dalda ödül almış, günlük ortalama 600 bin ziyaretçisi bulunan bir marka. “Türkiye seninle gurur duyuyor” derler ya, aynen öyle.
“Meyve veren ağaç taşlanır” derler bide. (Rukiye) 
Ha bide şu var: Fizy.com, içeriğini YouTube, Dailymotion, Groveshark gibi sitelerden çekiyor. Kendi sunucusunda barınmayan siteyi nasıl kapatırsınız? YouTube’nin, Dailymotion’un, Groveshark’ın kapatılmaları gerekmiyor mu?
Bu nasıl mantık?
O yasak bu yasak mantığıyla giderseniz iyi olan her şeyi batırır, kötü olan, istenmeyen her şeyi yüceltirsiniz.
İki parmağı ile klavye kullanan savcılar, bu kararı nasıl verebiliyorlar şaşırıyorum…
(fizy.com‘a girilebiliyor, içeriğe ulaşılamıyor.)
Hizmette sınır yok. UFİZY.COM ismiyle fizy tekrar yayında! (teşekkürler Adsız!)

>Bambaşka biri

>

Bugün çok değerli arkadaşımın doğum günü. Laf olsun diye değil cidden değerli. Yeri geldiğinde kızdı, yeri gelmediğinde yine kızdı ama acı, tatlı her günümüz onunla geçti, geçmekte. Onu anlamak zeka ister, güven ister, samimiyet ister. Kimi gün deli kimi gün melankolik takılır. Tehlikelidir, usulca yaklaşmanız gerekir. Tehlikeli ama bir o kadar sevecendir kendisi. Sıcakkanlı, duygusal.
O farklı.
Bambaşka biri,
O benim arkadaşım;
SERMİN” doğum günün kutlu olsun canım!

>Yeni yıla özel

>

2011′e girmemize 4 gün kalsa da blog üzerinde birazcık değişiklik yapmak istedim. Arka plan, kar efekti gibi basit şeyler ekleyerek siz okurlara alışılmışın dışında farklı blog yaşatmak istiyorum. Yeni yılı ve bunun gibi diğer önemli günlerde farklı temalar oluşturmayı düşünüyorum, bakacağız artık :) Benim blog böyle.(31/12/2010 site görünümü) Peki Tekirdağ’ım nasıl?

Tüm Türkiye’nin yeni yılını kutluyor, hayırlara vesile olmasını diliyorum.
(Fotoğraflar Tekirdağ Nette Facebook sayfasında Yaşar Derebaşı’na aittir.)

>Dolunay büyüyor ardından

>

Bu gece farklı.
Dolunayın parlaklığı, zerafeti.
Dışarıdaki uğultular, sis kaplı yeryüzü.
Aldırmıyorum, birkaç sayfa kitap okuyorum.
Tekrar bakıyorum buğulu camdan,
Sevgilim! Dolunay büyüyor ardından…

>11. Sınıf İnkılap Tarihi Ders Notları (1)

>

İkinci Meşrutiyet Dönemi
Bu dönemde aydınlar, mevcut sorunların meşrutiyet yönetimi ile çözümleneceği düşüncesindeydiler. Bu düşünceyi savunan aydınlara Jön Türkler (Genç Osmanlılar) deniyordu.
II. Abdülhamit, Mithat Paşa’yı sadrazam tayin etti. Mithat Paşa‘nın başkanlığında bir kurulun hazırladığı Kanunuesasi 23 Aralık 1876‘da ilan edildi. Kanunuesasi’nin yürürlüğe girmesi ile anayasal düzene geçilmiş ve halk dolaylı da olsa yönetime katılma hakkını elde etmişti.
Meclis, Ayan ve Mebusan Meclisi olmak üzere iki bölümden oluşuyordu. Ayan Meclisi üyelerinin üçte biri padişah tarafından atanıyordu. Hükümet, meclise değil padişaha karşı sorumluydu. Padişahın meclisi dağıtma ve gerekli gördüğü kişileri sürgüne gönderme yetkisi vardı.
II. Abdülhamit, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nı bahane ederek 14 Şubat 1878′de meclisi süresiz kapattı.
Meşrutiyet yanlısı Osmanlı aydınları, gizlice İttihat ve Terakki Cemiyetini kurdular. Osmanlı siyasi cemiyetlerinden bir diğeri de Mustafa Kemal tarafından Vatan ve Hürriyet Cemiyeti adıyla Şam’da kuruldu (1906). Bunu Selanik’te kurulan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti izledi.
İttihat ve Terakki Cemiyetinin amacı, Osmanlı İmparatorluğu içinde yer alan bütün toplulukları Osmanlılık düşüncesi etrafında birleştirmek için Mebuslar Meclisinde azınlıkların temsilcilerine de yer vermekti. Böylece azınlıklar, Mecliste kendi haklarını kendileri koruyabileceklerdi. 24 Temmuz 1908 günü II. Abdülhamit, 1876 Anayasası’nı yeniden yürürlüğe koyduğunu açıkladı. Kısa bir süre içinde seçimlere gidildi ve meclis toplandı. Böylece İkinci Meşrutiyet Dönemi başlamış oldu.

31 Mart Olayı
Meşrutiyete karşı olanlar 13 Nisan 1909 günü (Rumi takvime göre 31 Mart) isyan ettiler. Mebuslar Meclisi basıldı. Genç subaylar, gazeteciler ve meşrutiyet yanlılarından öldürülenler oldu. İstanbul’daki bu olay, İttihat ve Terakki Cemiyetinin merkezi olan Selanik’te duyulunca parti hemen çalışmalara başladı ve Hareket Ordusu adı verilen bir kuvveti İstanbul’a gönderdi. Ordunun kumandanı Mahmut Şevket Paşa, kurmay başkanı ise Mustafa Kemal‘di. Ayaklanmada rolü olduğu düşünülen II. Abdülhamit tahttan indirilerek V.Mehmet Reşat, padişah ilan edildi.

İkinci Meşrutiyet Döneminin Sonu
31 Mart Olayı’ndan sonra İttihat ve Terakki Cemiyeti, ülke yönetiminde tam olarak söz sahibi oldu. İç politikada Türkçülüğe önem verildi. Çünkü daha önce savunulmuş olan Osmanlıcılık ve İslamcılık (Panislamizm) gibi düşüncelerin, Osmanlı İmparatorluğu’nu dağılmaktan kurtaramayacağı anlaşılmıştı.
Birinci ve İkinci Meşrutiyet dönemleri Osmanlı İmparatorluğu’nda halkın ülke yönetimine katılması yönünden önemli demokrasi hareketleridir.

Trablusgarp Savaşı (Osmanlı Devleti, İtalya’ya karşı)
İtalya; İngiltere, Fransa, Belçika ve Hollanda gibi ülkelere göre sömürgecilik yarışında geç kalmıştı. İtalya, zayıf devletlerin ellerindeki toprakları alacak amacını gerçekleştirebilirdi. Bu amacı doğrultusunda Osmanlı İmparatorluğu’nun durumundan yararlanmak istedi. Osmanlı İmparatorluğu’na ültimatom vererek Trablusgarp’ın boşaltılıp kendisine teslimini istedi. İtalya, isteğinin kabul edilmemesi üzerine, Osmanlı İmparatorluğu’na savaş açtı.
İtalya, Osmanlı İmparatorluğu’nu barışa zorlamak için Oniki ada’ya asker çıkardı, Çanakkale Boğazı’nı topa tuttu. Ancak bu çabalarından bir sonuç alamadı. Bu sırada, Balkan Savaşı’nın çıkması üzerine Osmanlı İmparatorluğu, yakın ve daha büyük tehlike karşısında, İtalya ile anlaşmak zorunda kaldı.
Yapılan Ouchy (Uşi) anlaşmasına göre:

  1. Trablusgarp ve Bingazi, İtalya’ya bırakıldı.
  2. İtalya, savaş sırasında işgal ettiği Oniki Ada’yı Osmanlı İmparatorluğu’na geri verecekti. Ancak adaların, Yunanlılar tarafından işgal edilebileceği düşüncesiyle Balkan Savaşı’nın sonuna kadar İtalyanlarda kalması uygun görüldü.
Trablusgarp Savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğu, Kuzey Afrika’daki son toprağını da yitirmiş oldu.
Balkan Savaşları
Balkan Savaşı’nın Nedenleri
Fransız İhtilali ile ortaya çıkan ve yayılan milliyetçilik akımının etkisiyle Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrılarak bağımsız duruma gelen Yunanistan, Sırbistan, Karadağ ve Bulgaristan, aralarındaki anlaşmazlıklara son verdiler. Rusya’nın amacı ise Boğazlar’ı ele geçirmek ve Osmanlı İmparatorluğu’nu yıkmaktı. Rusya, Osmanlıları Balkanlardan tümüyle çıkarmak isteyen Balkan devletlerini destekliyordu.
Rusya’nın girişimleri sonucunda bir araya gelen Sırbistan, Bulgaristan, Karadağ ve Yunanistan, Balkan Birliği‘ni kurdular.
Birinci Balkan Savaşı (Osmanlı Devleti; Sırbistan, Yunanistan, Bulgaristan ve Karadağ’a karşı)
Karadağ’ın saldırısıyla başlayan savaş dört cephede birden gelişti. Edirne’yi kuşatan Bulgar ordusu, Kırklareli ve Lüleburgaz savaşlarını kazandıktan sonra Çatalca önlerine kadar geldi. Rauf Bey (Orbay) komutasındaki Hamidiye kruvazörü, Ege Denizi’ne açılarak Yunan donanmasıyla savaştı. Ancak olumlu bir sonuç elde edilemedi. Arnavutluk, bağımsızlığını ilan etti.
Mahmut Şevket Paşa başkanlığında kurulan yeni hükümet, Balkan devletlerinin isteklerini kabul etmeyerek savaşa devam etti. 30 Mayıs 1913′te imzalanan Londra Antlaşması ile Arnavutluk’un bağımsızlığı tanındı. Gökçeada ve Bozcaada dışındaki Ege adaları Yunanistan’a bırakıldı. Midye-Enez çizgisinin batısında kalan topraklar, Balkan devletlerine bırakılmış oldu.
İkinci Balkan Savaşı (Bulgaristan; Sırbistan, Yunanistan, Karadağ’a karşı)
Londra Antlaşması’na göre Bulgaristan, Osmanlılardan alınan topraklarının çoğuna sahip olmuştu. Bundan memnun olmayan diğer balkan birlikleri Bulgaristan’a karşı birleştiler.  Balkan devletleri arasındaki çatışmadan yararlanan Osmanlı kuvvetleri, Midye-Enez çizgisini geçtiler. Bulgarlar, geri çekilmek zorunda kaldılar. İkinci balkan savaşı sonunda Bulgaristan ile İstanbul, Yunanistan ile Atina Antlaşması yapıldı (1913). Balkan devletleri, kendi aralarında Bükreş Antlaşması (1913)’nı imzaladılar.
İstanbul Antlaşmasına göre;
  1. Edirne, Kırklareli ve Dimetoka Osmanlılarda kaldı. Dedeağaç, Bulgaristan’a bırakıldı.
  2. İki devlet arasında Meriç Nehri sınır kabul edildi.
  3. Bulgaristan’daki Türklerden isteyenler dört yıl içinde Osmanlı topraklarına göç edebilecekler, yerlerinde kalanlar da Bulgarlarla eşit haklara sahip olacaklardı.
Yunanistan ile yapılan Atina Antlaşması’na göre Yanya, Selanik ve Girit Adası’nın Yunanistan’a ait olduğu kabul edildi.
Balkan Savaşlarının Sonuçları
  1. Osmanlı İmparatorluğu, Balkan Savaşlarının sonunda Makedonya, Arnavutluk ve Batı Trakya’yı kaybetti.
  2. Ege Denizi’nde kıyılarımıza yakın adaların geleceğiyle ilgili karar Avrupa devletlerine bırakıldı. Londra Antlaşması ile verdikleri karar ise Bozcaada, Gökçeada ve Meis’in dışında kalan adaların Yunanistan’a verilmesi oldu.
  3. Doğu Trakya dışında Balkanlarda Osmanlı egemenliği sona erdi.
  4. İttihat ve Terakki Partisi Hükümeti, orduda yeni düzenlemeler yapılmasını gerekli gördü. Ordunun eğitimi için Almanya’dan subaylar getirildi ve yeni silahlar alındı.

>Turist Johny Venedikte! (The Tourist 2010)

>

The Tourist (2010)

10 Aralıkta vizyona giren Turist filmini dün izleme fırsatı buldum. Yapılan eleştirilere, yorumlara bakmadan gittiğim Turist, beni pek şaşırtmadı diyebilirim. Konudan çok oyunculara para yatırılmış gibi. Şimdi yalan konuşmayayım, filme Angelina ve eşsiz, büyüleyici Venedik’i görmek için gittim. Pek aksiyonu, gerilimi olmayan filmde olayları çözmek için uğraşıyorsunuz ve filmin finalinde hiç de şaşırmıyorsunuz. Her şeye rağmen Angelina olduğu için izlenir diyorum.
Bu da fragmanı;

>Zürafa FM (uzadıkça uzayacaksınız.)

>Balıkesir’de ikamet eden, sloganı “Uzadıkça uzayacaksınız.” olan bir radyo: Zürafa FM :D
Dün uykum kaçtı açtım Zekiyi. 118 operatörü (Gökhan Ünal) ile muhabbet ediyor… Yükledim dinleyin, anlatınca zevki kalmıyor.
http://flash-mp3-player.net/medias/player_mp3_maxi.swf
Dün ne öğrendim?
Hâlâ sevimli, cana yakın, sempatik operatörler varmış demek ki. Duy TTNET duy.

>11. Sınıf Dil ve Anlatım Ders Notları (2)

>

Büyük ünlü uyumu kuralı
Türkçe’de bir kelimenin sesli harfin ilki kalın ise devamı kalın, ince ise inceyle devam eder.
Örnek 1
Aam = Kalın sesten sonra kalın ses gelmiş, büyük ünlü uyumuna uyar.
Kitap = İnce sesten sonra kalın ses gelmiş, büyük ünlü uyumuna uymaz.

Büyük ünlü uyumuna aykırı olanlar; -ki, -ken, -leyin, -daş, -yol, birleşik isimlerde aranmaz.
Örnek 2
Ağlıyor = Büyük ünlü uyumuna uyar fakat ekinden dolayı (-yor) aykırıdır.
Vatandaş = Büyük ünlü uyumuna uyar fakat ekinden dolayı (-daş) aykırıdır.

Küçük ünlü uyumu kuralı
Bu kurala göre bir kelimede A,E,I,İ’den sonra A,E,I,İ, O,Ö,U,Ü‘den sonra A,E,U,Ü gelmesi gerekir.
Örnek 3
Horoz = Küçük ünlü uyumuna uymaz, fakat büyük ünlü uyumuna uyar.
Kitaplık = Küçük ünlü uyumuna uyar, fakat büyük ünlü uyumuna uymaz.
Efendi = Küçük ve büyük ünlü uyumuna uyar.
Çekmiyor = Küçük ve büyük ünlü uyumuna aykırı.

Ses Olayları
Sert sessizlerin benzeşmesi
Benzeşme olabilmesi için bir kelime f,s,t,k,ç,ş,h,p ünsüzleriyle biterse, gelen ek c,d,g ünsüzü ile başlarsa c,d,g = ç,t,k‘ye dönüşür.
Örnek 4
Güneş+den=Güneşten
Gelmiş+dir=Gelmiştir
Sözcük+de=Sözcükte
Türk+ce=Türkçe
Dost+ca=Dostça

Sessizlerin yumuşaması
P,ç,t,k ünsüzleriyle biten bir kelime ünlü harfle başlayan bir ek alırsa p,ç,t,k = b,c,d,g,ğ‘ye dönüşür.
Örnek 5
Kitap+a=Kitaba
Ağaç+a=Ağaca
Toprak+ı=Toprağı

Ulama
Bir kelime ünsüzle bitiyor ve noktalama işareti yoksa, ondan sonra gelen sözcük ünlü ile başlarsa ulama oluşur.
Örnek 6
Benim annem
Gülistan öncü

Ünlü düşmesi
Kelimede olan ünlü harfin aldığı bir ekle ünlü harfin düşmesidir.
Örnek 7
Çevir+e=Çevre
Alın+ı=Alnı
Beyin+i=Beyni
Karın+ı=Karnı

Ünsüz düşmesi
Kelimenin bünyesinde olduğu halde alınan bir ekle sessizin düşmesidir.
Örnek 8
Ufak+cık=Ufacık
Küçük+cük=Küçücük
Üst+teğmen=Üsteğmen

Ünlü türemesi
Kelimenin bünyesinde olmadığı halde oluşan ünlü sesin oluşmasıdır.
Örnek 9
Bir+cik=Biricik
Dar+cık=Daracık

Ünsüz türemesi
Kelimenin bünyesinde olmadığı halde oluşan ünsüz sesin ortaya çıkmasıdır.
Örnek 10
Af+et=Affet
His+et=Hisset
Hak+ı=Hak

  • Kaynaştırma harfleri de buna örnektir.
  • “n” kaynaştırma ünsüzü -de, -den hallerinde iki ünlü arasında olmadan gelir. 
Ünlü daralması
a,e ünlüsünden sonra gelen “yer” eki  ı,i,u,ü‘ye daralarak dönüşür. Bu olaya ünlü daralması denir.
Örnek 11
Başla+yor=Başlıyor
De+yecek=Diyecek
Bekli+yen=Bekleyen
Ye+yen=Yiyen
Aşınma
İki kelimenin yan yana gelmesiyle sesli harfin düşmesi;
Örnek 12
Kahve+altı=Kahvaltı
Ne+asıl=Nasıl
T yapım eki almış sözcüklerde yumuşamaz.
Örnek 13
Taşıt+a=Taşıta
Fiil köklerinde git ve et hariç yumuşama olmaz.
Örnek 14
At+ıl=atıl
Kop+ar=Kopar

Alıştırma 1
Önce baygın bir iniltiydi yamaçtan duyulan
Sonra bir gölge belirmişti kuş uçmaz yoldan
Köyümün titreterek bağrı yanık toprağını
İnliyor, baktım uzaktan görünen bir kağnı
Yukarıdaki metinde aşağıdaki hangi ses olayı yoktur?
A) Ünlü düşmesi B) Ünsüz düşmesi C) Sert ünsüzlerin yumuşaması D) Ünlü daralması E) Ünsüz benzeşmesi

Alıştırma 2
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde hem ünsüz yumuşaması hem ünlü düşmesi vardır?
A) Akla gelen başa gelir.
B) Kurdun adı yaman çıkmış.
C) Her yiğidin gönlünde aslan yatar.
D) Kırlangıcın zararını biberden sor.
E) Keskin sirke kabına zarar.

Alıştırma 3
Aşağıdakilerden cümlelerin hangisinde kaynaştırma yoktur?
A) Asmanın altında gülerek konuşuyorlardı.
B) Yazın ırmakların suyu oldukça azalır.
C) Bahçeyi çitlerle örmüşler.
D) Daracık sokaklar bembeyaz evlerdir, Bodrumu Bodrum yapan.
E) Yazarın son öyküsü yayımlandı.

« 11. Sınıf Dil ve Anlatım Ders Notları (1)